Nasıl İletişime Geçmek İstersiniz?
Grafikİlham

İhap Hulusi Görey’in Hayatı ve Eserleri: Türk Grafik Tasarımının İlk Illustrator’ü

Tarafından 10 Mayıs 2019 Yorum Yok

” Cumhuriyeti Afişleyen Adam”

İhap Hulusi Görey, Türk grafik tasarımının kurucusu ve reklamcılıkta öne çıkan isimlerden biriydi. İhap Hulusi Görey’in Türk markaları için en çok bilinen eserleri yapılmıştır. Ayrıca birçok Türk devlet kurumunun kurumsal kimliğini tasarladı ve bunu yaparak yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin görsel kimliğine katkıda bulundu.

Ünlü mimar Ahmet Hulusi’nin oğlu İhap Hulusi, 1898’de Mısır’da doğdu. İhap Hulusi’nin dedesi, Mısır Hhevarı tarafından tutulan bir askerdi. Bu yüzden aile Mısır’a geldi, ancak İngiliz işgalinden kısa bir süre sonra İstanbul’a geri döndü.

İhap Hulusi Kahire’de ilk ve orta okudu. Bunlar İngiliz okullarıydı. 1917’de Alman bir ressamdan Almanya’dan posta yoluyla ders aldı. 1920’de İhap Hulusi, Almanya’ya gitti ve 1920-1925 yılları arasında resim alanında uzmanlaşmış resim çalıştı. Almanya’da yaptığı çalışmalarla Galatasaray Kolaj sergi salonunda bir sergiye katıldı.

 

Beyaz yakalı bir hayatı reddetti ve hayatını resim yaparak kazanmaya karar verdi.

Babası, dil becerileri nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya zorladı. Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Babasına karşı koyamadı ve bir süre Bakanlıkta çalıştı. Sonunda, beyaz yakalı bir hayatı reddetti ve hayatını resim yoluyla kazanmaya karar verdi. Akbaba adlı dergide Münif Fehim ve Ramiz Gökçe ile birlikte karikatürist olarak çalıştı.

Bir süre sonra afiş tasarımına odaklandı. Reklam afişi için ilk siparişini 1927 yılında İnci Diş Macunları’ndan aldı. 1929’da ilk stüdyosunu kurdu çünkü farklı markalardan birçok sipariş alıyordu. Türkiye’de bir ilk olan ve İhap Hulusi Görey’in 1986’da ölümüne kadar kullandığı stüdyosunda Rakı markası “Kulüp Rakısı” için ünlü şişe etiketini tasarladı. 1932 yılında ise ilkokullarda yıllarca öğretilen ALFABE’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün emri üzerine kapak tasarladı.

 

1935 yılında İhap Hulusi ilk özel sergisini Beyoğlu’nda açtı.

Türkiye’nin ilk grafik tasarımcısı olarak tanınmaya başladı. Atatürk, Cumhuriyet’in 10. Yıldönümünde hizmetlerini onurlandırması için ona bir saat verdi. 1948’de İhap Hulusi, Viyana’daki Uluslararası Afiş Sergisinde “Bursa ve İzmir” adlı afişiyle ödüllendirildi. Bu ödül, bir Türk tasarımcının yurtdışında aldığı ilk poster ödülüydü.

İhap Hulusi, 88 yaşında Şişli’deki dairesinde öldü. Eserleri hala önemli bir dönüm noktası ve Türkiye’nin modern grafik tasarımına ilham veriyor.

 

 

İlk özel atölye

Tasarılarında mizahın dışında ticari bir anlatım dilini de kullanan İhap Hulusi, ses getiren çalışmalarının ardından birçok gazete ilanı ve afiş almaya başlayınca 1929’da ilk özel atölyesini açtı.
Teyyare Piyangosu (bugünkü adıyla Milli Piyango) için 45, Tekel İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi, ülkemizde Latin harfleriyle yazılan ilk alfabenin kapak resmini tasarlamış (Atatürk, Ülkü 1932), Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet vermiştir. Bu süreçte İhap Hulusi, yurt dışında da adını duyurmuştur.

Bayer’in afiş ve etiketleri (1932), Mısır’ın Tekel İdaresi, Devlet Demiryolları ve Şehir Hatları’na ait afiş ve ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haig ‘in, İtalyanların Cirzano ve Fernet Brenca’nın afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapılmıştır.

 

Hem sanaatkar hem de psikolog

İhap Hulusi’yle ilgili okuduğum sayısız yazı içinden bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Gazeteci-yazar Fatih Türkmen diyor ki: “O bir afiş ressamı, sanatkar ve psikologdur. Günlük hayat gaileleri ile yorgun düşmüş insanlara hitap eder. O, sanat zevkini en geniş manasıyla halk kitlelerine hissettiren bir mürebbidir.”

Onu tanımak ve daha geniş kitlelere tanıtmak adına açılması planlanan İhap Hulusi Görey Görsel Sanatlar Müzesi için iki yıldır uğraş veriyoruz. Onun için 100. yıl anı pulu ve parası bastırıyoruz. Her şey alın teri ve emeği olan, tüm söyledikleri bugün yaşayan üstad için…

Üstadın yapıtlarına baktığımızda o devirde kolay değil bu iş. Sanki bunları yaratan, üreten o değilmiş gibi… Sanatındaki o sessiz sadelik… Bazen işlerini tasnif edip düzenlerken “Aman üstad, neler yapmışsın sen” diyesim geliyor. Etkilenmemek elde değil. Öyle ya, ülkemizde daha kırk günlükken şarkı söyler gibi ağlayan “sanatçılar” dururken…

 

Cevap bırakın